Ana içeriğe atla

Masa Temizliği

Ayşe sabah işe geldiğinde masasının silinmediğini fark etti.

Çalışanı arayıp masanın silinmesini istemek yerine eline aldığı kolonyalı mendil ile masasını sildi.

İki gün sonra aynı olay tekrar etti. Ayşe yine talep etmek yerine masayı kendisi sildi.

Temizlik elemanı bir kaç gün sonra Ayşe'ye; "Ayşe hanım ben unuttum masanızı yine silmeyi "dedi. Ayşe ise" hiç sorun değil,ben kendim de hallediyorum" dedi.

Bir süre sonra Ayşe'nin masası neredeyse hiç silinmez oldu. Çünkü Ayşe,fedakarlığı bir kez yapmayıp sürekli hale getirdiği için artık masa silme onun görevi haline dönüşmüştü.

İşte hepimiz birer Ayşe olabiliyoruz. Kriz dönemlerinde,yardım etmeye çalışırken,anlık çözümler üretmeye çalışırken, farkında olmadan birer Ayşe ye dönüşüyoruz.

Ve dönüp geriye baktığımızda ; "Hayır" diyemediğimiz için,"kırılır " diye düşündüğümüz için başkasının sorumluluğunu üstlendiğimizi fark ediyoruz.

Çoğu zaman da bu görevi sürdürmek için davranışımızı rasyonalize edip mantığa büründürerek sürdürürüz. " "aman bir şey olmaz 1 dakikalık iş " ya da "benim için sorun değil" gibi..

Sınırlarımızı bilmek, hayır diyebilmek için işin büyük olmasına bakmamalıyız. Küçüğe hayır demezsek büyük görevlere hiç diyemeyiz.

Durumsal olarak yapılan şeylerin sürekliliğe dönüşmemesi için sorumlulukları yeri ve zamanında bırakmak gerekir.

Fedakarlık durumsal değil de sürekli olursa fedakarlık olmaktan çıkar ve GÖREVE dönüşür..

Kaynak :

Bu okuduğunuz eser sayın Serhat Yabancı'nın değerli bir makalesidir. Aile ve Evlilik Danışmanı olan sayın Serhat Yabancı'nın, bu konular üzerine diğer yazılarına kendisinin facebook sayfasından ulaşabilir, bu konular üzerine yazdığı kitapları okuyabilirsiniz.

Serhat Yabancı : https://www.facebook.com/serhatyabanci/

Kitapları : http://www.dr.com.tr/Kitap/Butun-Asklar-Tatli-Baslar/Egitim-Basvuru/Kisisel-Gelisim/urunno=0001700617001?gclid=CNPxmra3ktQCFUUW0wodqtsFtA

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zenginlik

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı. – “Eski gazeteniz varmı, bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. -“İçeri girin de size kakao yapayım.” dedim.

Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri.

Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işleri yapmaya koyuldum. Oturma odasında ki sessizlik dikkatimi çekti. Bir an kafamı uzattım içeriye küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve -“Bayan, siz zenginmisiniz?” diye sordu. -“Zengin mi? Yo hayır!” diye cevaplarken çocuğu, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı.

Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve -“Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım.” dedi. Sesindek…

Kırık Vazo

Adam, karısına doğum gününde bir vazo hediye etti. Dar ağızlı, uzun, gösterişli bir vazoydu. Kadın, bu değerli ve pahalı hediyeyi çok beğendi. Onu evin en güzel yerine koydu. Ertesi gün alışverişten dönünce koyduğu yerde, sehpanın üzerinde göremedi. Kocasının, dün vazoyla birlikte getirdiği kırmızı güller vazonun içinden çıkmış, oturma odasında yerlere saçılmışlardı. Hemen seslenerek oğlunu çağırdı.

Yedi yaşından büyük göstermeyen bir erkek çocuğu koşarak yanına geldi. “Vazo nerede?” diye sordu oğluna. “Ben onu kırdım” dedi çocuk. “Parçalarını da toplayıp çöpe attım. Hiç bir yer kirlenmedi anne. Çiçeklere de bir şey olmadı.”

Kadın birden deliye döndü. Bir süre söylenip durdu. Bu sinirinin geçmesine yetmemiş olmalı ki, üç dakika sonra çocuğun yakasından tutmuş çılgınca sarsmaya başlamıştı. “Nasıl yaparsın! Baban onu daha yeni almıştı. Fiyatından haberin var mı?” Ardından bir tokat patlattı çocuğun suratına. Çocuk titredi. İkinci bir tokat yemekten korkar gibi elini kaldırıp indirdi.

Pasta

Bayan garson sinirli olduğu bir gün, pastaneye bir çocuk gelir. ‘Abla yaş pastanın porsiyonu ne kadar?’ diye sorar. Garson kız, çocukla uğraşmamak için iki liralık porsiyonun fiyatını üç lira der. Çocuk avucundaki bozuk paraları saymaya başlar. Garson kız başka masalara bakmaya gider. Çocuk sabırla bekler. Çocuğun gitmediğini gören garson kız, tekrar çocuğun yanına gelir. ‘Bre çocuk ne alacaksan karar ver, zaten canım burnumda!’ diye çıkışır. Çocuk bu sefer ; ‘Dondurma ne kadar?’ diye sorar. Garson kız uflaya puflaya; ‘İki buçuk lira!’ der. Çocuğu umursamadan tekrar işlere bakar. Geri döndüğünde çocuğu bir masada oturmuş kendisini bekler halde bulur. Çocuğun yanına gider, kaba bir dille; ‘Ne yiyeceğine umarım karar vermişsindir küçük!’ der. Çocuk, üç liralık pasta yerine iki buçuk liralık dondurma ister. Garson kız, dondurmayı fişiyle birlikte getirip masadan ayrılır. Çocuk dondurmayı yedikten sonra parasını masaya koyup gider. Garson kız masaları temizlerken çocuğun masasına uğrar. …

ÖNEMLİ UYARI

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir. Bu sitede yazılan yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Herhangi bir rahatsızlığı olanlar, mutlaka doktorlarına danışarak kullanmalarında fayda vardır.