Ana içeriğe atla

Yaşlı anadan oğullarına mektup

Köyümüz şehirden yüksek mi yüksek,

Baban ihtiyarlıyor oğul, bilmem netsek

Söz dinlemiyor artık ahırdaki eşek,

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————

Sizi 9 ay 10 gün karnımda taşıdım

Beş oğul bir kızım için yaşadım

Şimdi halim kalmadı, gençliğimi boşadım

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————

Köyde bacalar eskisi gibi tütmüyor,

Çorba dahi boğazımızdan geçmiyor



Takatimiz kalmadı işler bitmiyor

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————

Geçenlerde kasabadan köye doktor geldi

Sağlam kimse kalmadı herkese ilaç verdi



Bana da kendini yorma ansızın gidersin deyiverdi

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————

Eskiden köyümüzde yağız delikanlılar vardı

Al duvak içinde gelinler, giderken ağlardı

Gençler köyü terk etti, şimdi ihtiyarlar kaldı

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————



Hani yalnız yaşayan komşumuz Ali amca vardı

O da rahmetli oldu cenazesi üç gün kaldı

Mezarını kazacak delikanlı bulunamadı

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————



Öğrenci yokluğundan artık okul kapalı

İhtiyarlayınca, babanın döküldü saçı sakalı

Benimde dizlerim tutmaz, ağır işlere bakalı

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————

İmam usandı, tayin yaptırıp gitti

Bir ezan sesi duyuyorduk o da bitti

Hastalıklar çoğaldı artık canımıza yetti

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!



————

Analarda ciğer, evlatlarda merhamet olur

Gezen görür, yaşayan ölür, eden elbet bulur

Hayır duamızı alın biz ölmeden ne olur

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————



Sizin huzurunuzu kaçırmak istemem

Gelinlerimi severim asla kin beslemem

Şimdi gelmezseniz cenazeme de istemem

Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

————

OĞULLARIN ANALARINA CEVABI

(1. oğul)

Ana, şimdi Akdeniz sahillerindeyiz,

Buralar çok güzel size de tavsiye ederiz,

Çocuklar diyor ki, ‘Ölürüz de o köye gitmeyiz!’



Kusura bakma, çocuklar istemezse biz gelemeyiz!

(2. oğul)

Ana, mektup yazmışsın bize boşu boşuna,

Çünkü daha açarken gitmedi hanımın hoşuna,

İdare edin artık, bu sene de yalnız başına,



Kusura bakma, ben hanımı gönderemem ana!

(3. oğul)

Ana, gönderdiğin mektubu şimdi okudum hanıma,

Dedi ki ‘Bu devirde hizmet var mı Allah aşkına?’

Ne olur, soğuk su katma benim pişmiş aşıma,

Kusura bakma ana, gönderemem hanımı sana asla!

(4. oğul)

Ana darılma, vakit bulup da mektubunu okuyamadım,

Şimdi okuyunca ne demek istediğini çok iyi anladım.

Benim hanımdan başka çağıracak gelin mi bulamadın?

Kusura bakma gönderemem, hanım köye alışamaz ana!

(5. oğul)

Ana, ağabeyim söyledi, hizmete benim hanımı çağırmışın,

Olur mu öyle şey, doğalgazdan sobalı eve nasıl alışsın?

Bir de önceden başlamış günleri var, yarım mı kalsın?

Kusura bakma ana gönderemem, bu sene benimki kalsın!

(Ortak çözüm)

Beş kardeş hanımlarıyla bir araya geldiler.

‘Anamızın isteği yerinde, âcil çözüm bulalım!’ dediler.

Biz ne yapacağız diye düşünürlerken, aklı gelinler verdiler.

Kusura bakma ana, sana hizmete BACIMIZI uygun gördüler!

Mahir Odabaşı

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zenginlik

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı. – “Eski gazeteniz varmı, bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. -“İçeri girin de size kakao yapayım.” dedim.

Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri.

Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işleri yapmaya koyuldum. Oturma odasında ki sessizlik dikkatimi çekti. Bir an kafamı uzattım içeriye küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve -“Bayan, siz zenginmisiniz?” diye sordu. -“Zengin mi? Yo hayır!” diye cevaplarken çocuğu, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı.

Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve -“Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım.” dedi. Sesindek…

Kırık Vazo

Adam, karısına doğum gününde bir vazo hediye etti. Dar ağızlı, uzun, gösterişli bir vazoydu. Kadın, bu değerli ve pahalı hediyeyi çok beğendi. Onu evin en güzel yerine koydu. Ertesi gün alışverişten dönünce koyduğu yerde, sehpanın üzerinde göremedi. Kocasının, dün vazoyla birlikte getirdiği kırmızı güller vazonun içinden çıkmış, oturma odasında yerlere saçılmışlardı. Hemen seslenerek oğlunu çağırdı.

Yedi yaşından büyük göstermeyen bir erkek çocuğu koşarak yanına geldi. “Vazo nerede?” diye sordu oğluna. “Ben onu kırdım” dedi çocuk. “Parçalarını da toplayıp çöpe attım. Hiç bir yer kirlenmedi anne. Çiçeklere de bir şey olmadı.”

Kadın birden deliye döndü. Bir süre söylenip durdu. Bu sinirinin geçmesine yetmemiş olmalı ki, üç dakika sonra çocuğun yakasından tutmuş çılgınca sarsmaya başlamıştı. “Nasıl yaparsın! Baban onu daha yeni almıştı. Fiyatından haberin var mı?” Ardından bir tokat patlattı çocuğun suratına. Çocuk titredi. İkinci bir tokat yemekten korkar gibi elini kaldırıp indirdi.

Pasta

Bayan garson sinirli olduğu bir gün, pastaneye bir çocuk gelir. ‘Abla yaş pastanın porsiyonu ne kadar?’ diye sorar. Garson kız, çocukla uğraşmamak için iki liralık porsiyonun fiyatını üç lira der. Çocuk avucundaki bozuk paraları saymaya başlar. Garson kız başka masalara bakmaya gider. Çocuk sabırla bekler. Çocuğun gitmediğini gören garson kız, tekrar çocuğun yanına gelir. ‘Bre çocuk ne alacaksan karar ver, zaten canım burnumda!’ diye çıkışır. Çocuk bu sefer ; ‘Dondurma ne kadar?’ diye sorar. Garson kız uflaya puflaya; ‘İki buçuk lira!’ der. Çocuğu umursamadan tekrar işlere bakar. Geri döndüğünde çocuğu bir masada oturmuş kendisini bekler halde bulur. Çocuğun yanına gider, kaba bir dille; ‘Ne yiyeceğine umarım karar vermişsindir küçük!’ der. Çocuk, üç liralık pasta yerine iki buçuk liralık dondurma ister. Garson kız, dondurmayı fişiyle birlikte getirip masadan ayrılır. Çocuk dondurmayı yedikten sonra parasını masaya koyup gider. Garson kız masaları temizlerken çocuğun masasına uğrar. …

ÖNEMLİ UYARI

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir. Bu sitede yazılan yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Herhangi bir rahatsızlığı olanlar, mutlaka doktorlarına danışarak kullanmalarında fayda vardır.